21 Ocak 2012 Cumartesi

Tatsız Bonfile

Taksim'deki Porta Pera'ya gittik..Bistecca al pepe yedim. "Patates püresi üzerine dilimlenmiş biberli bonfile, domates sos ile."

Orta az pişsin dedim. Orta pişmiş. Saman gibi bişeydi. Bonfile nasıl bu kadar tatsız tuzsuz olur anlamıyorum. Zaten tuz da koymamışlar pişirirken, bi dolu tuz atmak zorunda kaldım.

İnsanoğlunun samandan et üretebilecek teknoloji seviyesine gelmesi gerçekten gurur verici.

Patates püresi kabuğuyla ve elde yapılmış, patatesler iri kalmış; o güzeldi.

Bir sonraki "mekan güzel, servis süper, yemekler saman" programımızda görüşmek üzere...

12 Ocak 2012 Perşembe

Emrah Koş! Ekmeğini Elliyorlar

Cem: C
Karadenizli fırıncı: K

C: Ne o tabelalar değişmiş. Zam mı geldi?
K: Zam gelmedi de gramaj değişti.
C: Amanın ekmek küçülmüş!

Solda yeni ekmek. Sağdaki ise sandviç ekmeği. Eh  neredeyse kafa kafaya geldiler
Ekmeğe de dokundular iyi mi.. Bundan sonra ekmek 300 gram değil 250 gram olarak satışa sunulacak. Ayrıca bir miktar kepekli un koyma zorunluluğu getirildi. Tuz oranı da nasibini aldı. Daha düşük oran kullanılmak zorunda.

Zaten bir süredir ekmek kalitesi yerlerde sürünüyordu. Sıcacık ekmek bile kokmuyordu. Hatta acaba önceden hazırlayıp sonradan mikrodalga fırına mı sürüyorlar diye merak etmeye başlamıştım. Yakında onu da yaparlar. Seven öküzler de olur. "Ben seviyorum hacı" derler.

Kepek ekmeği sağlıklıymış efendim, herkesin dilinde bu var. Zaten toplum olarak sağlığımız çok iyi; şeker, tansiyon, kalp gibi hastalıklar çok nadir görülüyor biliyorsunuz. Şişmanlık ve obezlik ise bazı dağlık bölgeler hariç yok gibi. O derece sağlığımıza dikkat eden bi toplumuz yanlış olmasın..

11 Ocak 2012 Çarşamba

Ülkedeki Dil Eğitimi Bir Başka (2)

Zorunlu eğitimin uzatılması ve akıllı tahta gibi şeyler gündemi meşgul ede dursun gün geçmiyor ki yabancı dil eğitiminin seviyesi hakkında yeni bir olay yaşamayalım.

T: Turist
C: Cem

T: Excuse me .. Is this Fatih Mosque?? (Baksana yiğenim.. Fatih Camii şerifi bu mu oluyo?)
C: Sure.. Yeah..(He dayı)
T: Where is its entrance? (Buranın girişi nerde kalıyo?)
C: You can go from that side or keep walking and turn left over there.(Dayı şurdan da girebilirsin ya da düz devam et sola dön)
T: Ah okay thank you ... Where are you from? (Saol Allah razı olsun.. Memleket nire?)
C: I'm from here.. Istanbul .. (Yerlisiyim buranın dayı.. İstanbul)
T: Oh? But you speak English? (Eee sen İngilizce biliyon ama..)
C: !%!&&!%%&?! ... (ülkedeki yabancı dil eğitiminin taa .. )

İtalya'da yaşayan bi İrlandalıymış ..

7 Ocak 2012 Cumartesi

Sağlıklı Sığlık

Bizim millet kafayı yedi.

Gıdaların sağlıklı ve lezzetli olmaları arasındaki bağ kayboldu.

Yemeğe tuz koyuyorum. Ordan atlıyor: “Aman tuz koyma zararlı bla bla”.. Ulan yemeğin tuzunu koyuyorum.. noluyo!?

İskender’e tereyağ koyduruyorum. Ordan atlıyor: "Tereyaaa zararlıııı".. Ulan senin iskenderindeki dandik patates kızartması kim bilir ne yağında pişiyor. Ona niye bir laf etmiyorsun?

“Benimki yağsız olsuuun” deyip patates kızartması yiyenler, “kuzu eti kokuyor“ diyip ot gibi dana eti (ya da mamülü)ne ketçap sıkanlar; sakatat yemeyip GDO’lu mısırı hapur hupur yiyenler hep benim etrafımda mı, yoksa çoğaldı mı?

Sen ye yavrum mısırını ye, onun vitamini GDO’sunda..

O zaman McDonalds ve Burger Kingleri mühürlemek hatta havaya uçurmak lazım. Ama şu topraklarda tereyağı ve kuzu etine edilen küfür bu burgercilere edilmemiştir anacım.

Yanlış anlaşılmasın; sağlıklı yaşama ve diyet yapmaya karşı değilim. Benim diyet yapan arkadaşlarım da var ve hiçbir sorunumuz yok. Ama kıt bilginle neyin sağlıklı ve neyin lezzetli olduğunu ayıramazsan hem sağlıksız hem de ot gibi yaşarsın arkadaşım.

LezzetXSağlık dikotomisinde benim tercihim lezzettir. Ama kızartmada sınırım vardır. Margarin katiyen tüketmem. Şekerli şeyler de sevmem; çay da zaten içmem. Buna karşın tereyağıma dokundurtmam.

Tabi son olarak “yemek için yaşamayın, yaşamak için yiyin” diyenlere de buradan en içten sevgilerimi gönderiyorum.

10 Kasım 2011 Perşembe

Medium Rare Please

Efendim ülkemizde etler çok pişiriliyor.. Ben de aldığım bifteği.. orta az nasıl pişirilir insanlara kendi ellerimle göstereyim dedim...

Yapılışı:

Bol tuz, bol kekik ve biraz da kimyon bir tabağa konulur. karıştırılır ve harç haline getirilir. Biftek bu harca bulanır iyice. Daha sonra kızdırılmış tereyağı içine biftek konur. 3-4 dakika bir yüzü 3-4 dakika öteki yüzü pişirilir. Bulamaca buladığımız için et suyunu içinde tutar. Kaybetmez. Böylelikle içi sulu kalır.



7 Kasım 2011 Pazartesi

Deli

Daha sonradan  Cağaloğlu-Sultanahmet taraflarında bilindiğini öğrendiğim adamın teki elinde sakız mı şeker mi ne satıyordu..Yanımdan geçti.. Ama şu şekilde bağırarak:

- 1 milyon 1 milyon 1 milyooon... Alsanıza ulan ibneler .. 1 milyon 1 milyon.. niye almıyorsunuz lan siktiklerim.. Alın çok ucuz.. 1 milyon 1 milyon 1 milyooon..

Deliymiş. Ama orada esnaf falan sakızını alır para verirmiş yardım olarak.

30 Ekim 2011 Pazar

Ülkedeki Dil Eğitimi Bir Başka

Daha sonra İranlı olduğunu öğrendiğim bir turist bişey sordu. İki dakika sorna tekrar geldi.

- Afedersiniz. İngiliz misiniz ?!
-Yoo buralıyım. Türküm.
- Oo Türk müsünüz? İngilizce bilmenize çok şaşırdım.

Yer: Sultanahmet.

9 Ekim 2011 Pazar

Turist Sevgisi Bir Başka

Türk kızları ile yazmaya başlasam blogda yer kalmaz ancak anektodlarımı tabi ki paylaşacağım ki hayat kalitemiz artsın.

Bugün şöyle bir olaya tanık oldum. Oturduğum cafe'de iki kız tavla oynuyordu. Yanda da turist (European) bi oğlan oturuyordu. Oğlan geldi kızın yanına oturdu ve sanırım tavla öğretmesini istedi. Ben "ay git sapık" çığlığını beklerken (abartı) büyük bir sempatiklik ve şirinlik ile oğlana tavla öğretmeye başladılar. Oğlanın tavırları: yavşaklık=1, centilmenlik=4 üzerinden oylarsak 1,5 idi. Buna rağmen kızlarımız bi open-minded bi open-minded ki sormayın..

Ilımlı bir şekilde yorumlayım bu olayı diye düşündüm ama o yönde bir kelime bulamadığım için yorum yapmıyorum.

7 Ekim 2011 Cuma

Reign in Blood'ın 25. Yıldönümü

Slayer'ın 1986 yılında çıkardığı efsane albüm "Reign in Blood"ın 25. yıldönümü bugün.

Kasedi alıp ilk şarkıyı (Angel of Death) dinlediğimde şok olmuş ve başa sarıp tekrar dinlemiştim. Sonrasında da tüm albümü tabi.

Bu şaheseri üreten Slayer'ı saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Hail !

5 Ekim 2011 Çarşamba

Taksim'de Arap Avı

Gazzeli bi liberalle konuşuyorduk Taksim'deki toplantının ardından meydana yakın bi yerde. Gazzeli beyfendi telefonda konuşurken yanımıza biri yaklaştı.

X kişi
C em
G azzeli

X: Hello, are you Arab. (Arap mısın?)
C: No, i'm Turk. (Değilim. Türküm)

X:But you speak English very well. (Ama çok iyi İngilizce konuşuyorsun.)
C: I'm Turk (Türküm ben).. Türküm ulan.
X: oh ok. but your friend is Arab ha (Ama arkadaşın Arap)..  allahu allah allahu allah (Arapça)
G: umursamazca - allahu allah allahu allah (Arapça)

 uzaklaştık.

C: Who was that guy?  (Kimdi o adam ya)
G: In Taksim they ask Arabs to sell the woman. (Taksim'de Arapları bulup kadın satmaya çalışıyorlar)
C: Oh shit... (Vay canına)