istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2014 Pazartesi

Metallica Sandık Başına

James ile Kirk playlist tartışması yaparken Lars içeri girer ve tartışmanın nedenini sorar. Sorunun setlist olduğu cevabını alan Lars der ki: “O zaman bırakalım da ne çalacağımıza millet sandıkta karar versin!!”

Evet Metallica bu yaz turnesinde bilet alanların katılabileceği bir oylama sistemi ile setlisti oylamaya sunuyor. Metallica by Request adlı olayda herkesin 16 oy hakkı var ve sonuçta ilk 16 şarkı konserde çalınacak. 17, 18 ve 19 ise son gün SMS oylamasına girecek yani play-off oynayacak. Kirk Hammett bu fikir çıktığında garip garip sonuçlar çıkacağını tahmin ettiklerini ama çıkan sonuçların kendilerini hayal kırıklığına uğrattığını söylüyor. Çünkü ilk 16 şarkı nerdeyse 20 şarkı etrafında dönüp dönüp dolaşıyor. Bir tek Finlandiya’da “The Frayed Ends of Sanity” gibi sıradışı bir şarkı listeye girmeyi başarmış. Bence bunun nedeni müziğin aşırı popülerleşmesinin müzik zevklerini ortalamalaştırmasıdır-vasatlaştırmasıdır.

Yaklaşık 30 yıldır dünya gençliğini sallayan Metallica’nın bu başarısının arkasında hem müzikal hem de diğer konularda aşırı cesaretli olması idi. Müzikal anlamda dinleyiciyi kucaklayabilecek ve fakat aynı zamanda cesur hamleler onları heavy metal’in en büyük birkaç grubundan biri (kimine göre en büyüğü) haline getirmişti. Metallica by Request de bu cesur hamlelerden biri zira ne çalacağını seyirciye sormak cesaret isteyen bir iş. Sanmıyorum ki çok sanatçı/grup buna cesaret etsin.

Kişisel oylamamı aşağıda paylaştım. Ancak efsane enstrümental şarkı Orion ile dandik Fuel’in son şarkı olmak için girdiği inanılmaz mücadele (bu yazıyı yazarken ikisinin oyu eşitti) beni stratejik oy verme davranışına itti. Orion’a bastım. İstanbul oylama sonuçları için tıklayınız.

13 Temmuz 2014'te efsane grubu izlemek elbette heyecan verecek, 30 yılın hatırına…

Fight Fire With Fire
Ride the Lightning
For Whom the Bell Tolls
Fade to Black
Creeping Death
Master of Puppets
Orion
Welcome Home (Sanitarium)
...And Justice for All
Blackened
One
The Unforgiven
Nothing Else Matters
Am I Evil?
Phantom Lord
Seek and Destroy
Battery


24 Temmuz 2012 Salı

Sokakta Yemek Lüksü


Elde yemek yasak mı?

Bu kadar elde veya ayaküstü yenilebilecek yiyecek üreten bir toplumda elde bir şey yemek ayıpmış gibi görülüyor.

Bunun nedenlerine gelirsek; bi kere sosyal hayat yaşamdan keyif alma değil yaşadığını pazarlama ve başkalarına hava atma üzerine kurulu. Bundan dolayı yaşamdan keyif alabileceğimiz her nokta yontuluyor; geriye de haftaboyunca haftasonu biyerlere gidip aslında hiç eğlenmeden evlerine dönen insanların hikayelerini dinliyoruz.

Yoldayken yemenin keyfi ayrıdır. Ayakta bir şeyler atıştırmanın zevki ise apayrıdır.

Ha bi de piknik olayı var. İlla mangal yakmana gerek yok. Al marketten jambon, peynir ekmek turşu; böl parçala uzan çimlere, yanına da bişey iç. Yok olmaz, illa bir yere oturulacak; şark kurnazı garsonun “ben bunları nası yolarım” yollu bakışları altında sipariş verilecek, evde annesi yapsa kavga çıkaracağı yemeği yiyip içkiyi içip hesabı ödeyip o garsona da bahşiş bırakmayı ihmal etmeyecek.

La sokak yemeği diye bir terim var. Ayıp yav.

Neyse ki turistlerin “millet ne der”ci bir derdi yok da ülkenin tadını çıkarıyorlar. Yoksa hiç çekilmez buralar…

25 Haziran 2012 Pazartesi

Megadeth ve Trivium Konseri


Megadeth
Efendim ikisi birden gelince kaçmaz diyerek konserin yolunu tuttuk.

Önce Trivium; metalcore denilen ve Amerikalıların başını çektiği yeni nesil akımın en önemli temsilcilerinden. Grubun beyni Matt Heafy genç yaşta parlatıldığı için hiçbir zaman ortalama olmaya değil direkt Metallica olmaya oynadığı için iddialı bi kardeşimiz. Yaşı da henüz 26.

Tabi Türk seyircisi öyle dünyayı falan takip etmez. Günde 17 saat internete girer, ama açıp da gideceği konserde çalan kimmiş neymiş bakmaz. Bu öküz point of view konsere de yansıdı. Seyirci her konser olduğu gibi bu konserde de berbattı. Bunun üzerine ses sisteminin de berbat olması eklenince olay koptu. Ben de sinirlendim artık, ne dinlediğim anlaşılmıyordu.

Gerçi Matt’in enerjisi çok yüksekti tahmin ettiğim gibi. İnsanı çeken ve etkileyen bir dinamizme sahip. Velhasıl kötü ses sistemi ve kötü seyirciye kurban gittiler. Bayağı da çaldılar yani. Megadeth’ten çok çaldılar. Türk arkadaşları varmış; Türk yemeklerine ve Türk içkilerini seviyorlarmış… “Şiş kebaaap, döneeeer” diye bağırmayı ihmal etmedim.

Aha dedim, ses sistemi Megadeth’te de böyle olursa Dave Mustaine çalmayı bırakır gider. Başladı konser; tabi Megadeth’in neden Megadeth olduğu ortadaydı. Adamlar hayvan gibi çalıyor kardeşim. Ağzın açık izliyorsun.

Megadeth en favori grubum olmasa da üzerimizde o kadar hakkı var; kaç yıldır dinliyorum. 98 yılında aldığım  Cryptic Writings kasedi hala arşivimde duruyor. Bi nevi helalleşmeye gittik. Hakkını helal et Dave.

Hangar 18 ile hızlanan olay She-Wolf ile zirveye çıktı. Bis yaptıklarında Holy Wars çalınca benim ses de gitti. Arada Dave "İstanbul’da gece bi boğaza baktım, hakkaten güzel ülke burası" muhabbeti çekmeyi de ihmal etmedi.

Trivium
Velhasıl, sesim kısıldı, ayaklarım öldü, yorgunluğum birkaç gün geçmedi ama sonuçta beynime kazınan bir gece oldu.