25 Eylül 2012 Salı

Turşusuzluk Özlemi



Her şey canımın turşu çekmesiyle başladı.

Markete girmişken alayım dedim, sevdiğim büyük salatalık turşusu yokmuş, kornişon varmış.

“Marketten ne beklersin” dedim, bastım gittim aşağı sokaktaki turşucuya.


Sen varsın ya, her şey senden önce ve senden sonra…


Envai çeşit turşu karşımda;

Cem: Büyük salatalık turşusundan yarım kilo versene.

Turşucu: Büyük turşu yok, kornişon var Cem abi.

Cem: Olm sen turşucu değil misin, büyük turşu satmıyor musun?

Turşucu: Yok Cem abi bizde kornişon var sadece.


Sözlerimi geri alamam, yazdığımı yeniden yazamam…


Cem: Ver Allah belanı vermesin, yarım kilo kornişon ver.

Sonra araştırdım. Giderek daha az büyük salatalık turşusu satıldığını gördüm. Sadece kornişona dönmüş çoğu turşucu.

Kesin vardır bir nedeni. Ya maliyetlerdir ya tohumdur ya bir şeydir; olan gene damak tadımıza oluyor. 


Ekmek aslanın ağzında, ekmek aslanın ağzında…


Bir de bazı büfeler turşuyu kare kare minik minik doğruyor, hiçbir tadını alamıyorum. Onu da ekleyim.


Biliyorum seni saran o çemberi,
Biliyorum özgürlük emek ister...

20 Eylül 2012 Perşembe

Dürümce'de Rezalet


Neyse gittik Beşiktaş’taki Dürümce’ye... Eskiden gitmiştim birkaç kere… Gerek çeşitliliği gerekse hizmeti beğenmiştim.

O günden bu güne köprünün altından çok şalgamlar akmış. Tabi biraz kendi çapında tanındı falan ya.

3 kişi gittik. 3 kaşık ezme, 1 tabak saçma bir salata, azıcık turşu ve bol maydanoz (!) geldi.

Bunun üstüne daha ne yapabilirler ki, derken lavaş geldi.

“Bayat lan bu lavaş…”

Evet, yavşaklar bildiğin bayat ama ısıtılmış lavaş getiriyor. Benim için o noktada zaten bitmiş olan Dürümce kebaplar ile de noktayı koydu. Basmışlar kuyruk yağını; berbat incecik bir Adana kebap.

Eskiden şalgamın içinde havucunu da getiriyorlardı, onu da kaldırmışlar. Masadaki şey de nar ekşisi değil, nar ekşisi sosuydu… Fiyatlar da yüksek sayılır…

Bence kesin gidin, çünkü herkes gidiyor. O yüzden gidin.

2 Eylül 2012 Pazar

Dondurmaya Sos İster misiniz?


Hayır güzel kardeşim, koyma.

Sanki formülü kendilerinde saklı çok özel bir sos teklif ediyor.

Sanki kendi dondurması süt tozundan ve meyve konsantresi aromasından değil bir de sosa batıracak.

Fındık fıstığa da buluyor ki dondurmanın tadı tamamen kaybolsun; böyle meyveli şekerli bir şey yiyp bitirelim, evet.

Koyma kardeşim, koyma.. Ben dondurmanın tadını almak istiyorum…