Her şey canımın turşu çekmesiyle başladı.
Markete girmişken alayım dedim, sevdiğim büyük salatalık turşusu
yokmuş, kornişon varmış.
“Marketten ne beklersin” dedim, bastım gittim aşağı sokaktaki
turşucuya.
Sen varsın ya, her şey senden
önce ve senden sonra…
Envai çeşit turşu karşımda;
Cem: Büyük salatalık turşusundan yarım kilo versene.
Turşucu: Büyük turşu yok, kornişon var Cem abi.
Cem: Olm sen turşucu değil misin, büyük turşu satmıyor musun?
Turşucu: Yok Cem abi bizde kornişon var sadece.
Sözlerimi geri alamam, yazdığımı
yeniden yazamam…
Cem: Ver Allah belanı vermesin, yarım kilo kornişon ver.
Sonra araştırdım. Giderek daha az büyük salatalık turşusu satıldığını
gördüm. Sadece kornişona dönmüş çoğu turşucu.
Kesin vardır bir nedeni. Ya maliyetlerdir ya tohumdur ya bir şeydir;
olan gene damak tadımıza oluyor.
Ekmek aslanın ağzında, ekmek
aslanın ağzında…
Bir de bazı büfeler turşuyu kare kare minik minik doğruyor, hiçbir
tadını alamıyorum. Onu da ekleyim.
Biliyorum seni saran o çemberi,
Biliyorum özgürlük emek ister...
Biliyorum özgürlük emek ister...