 |
Megadeth |
Efendim ikisi birden gelince kaçmaz diyerek konserin yolunu
tuttuk.
Önce Trivium; metalcore denilen ve
Amerikalıların başını çektiği yeni nesil akımın en önemli temsilcilerinden.
Grubun beyni Matt Heafy genç yaşta parlatıldığı için hiçbir zaman ortalama
olmaya değil direkt Metallica olmaya oynadığı için iddialı bi kardeşimiz. Yaşı
da henüz 26.
Tabi Türk seyircisi öyle dünyayı falan takip etmez. Günde 17
saat internete girer, ama açıp da gideceği konserde çalan kimmiş neymiş bakmaz. Bu
öküz point of view konsere de yansıdı. Seyirci her konser olduğu gibi bu konserde
de berbattı. Bunun üzerine ses sisteminin de berbat olması eklenince olay
koptu. Ben de sinirlendim artık, ne dinlediğim anlaşılmıyordu.
Gerçi Matt’in enerjisi çok yüksekti tahmin ettiğim gibi. İnsanı
çeken ve etkileyen bir dinamizme sahip. Velhasıl kötü ses sistemi ve kötü
seyirciye kurban gittiler. Bayağı da çaldılar yani. Megadeth’ten çok çaldılar.
Türk arkadaşları varmış; Türk yemeklerine ve Türk içkilerini seviyorlarmış… “Şiş
kebaaap, döneeeer” diye bağırmayı ihmal etmedim.
Aha dedim, ses sistemi Megadeth’te de böyle olursa Dave
Mustaine çalmayı bırakır gider. Başladı konser; tabi Megadeth’in neden
Megadeth olduğu ortadaydı. Adamlar hayvan gibi çalıyor kardeşim. Ağzın açık
izliyorsun.
Megadeth en favori grubum olmasa da üzerimizde o kadar hakkı
var; kaç yıldır dinliyorum. 98 yılında aldığım Cryptic Writings kasedi hala arşivimde
duruyor. Bi nevi helalleşmeye gittik. Hakkını helal et Dave.
Hangar 18 ile hızlanan olay She-Wolf ile zirveye çıktı. Bis
yaptıklarında Holy Wars çalınca benim ses de gitti. Arada Dave "İstanbul’da gece
bi boğaza baktım, hakkaten güzel ülke burası" muhabbeti çekmeyi de ihmal etmedi.
 |
Trivium |
Velhasıl, sesim kısıldı, ayaklarım öldü, yorgunluğum birkaç
gün geçmedi ama sonuçta beynime kazınan bir gece oldu.